Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri

Sayfa İçeriği: Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Kısa, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Şiirleri, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Tumblr, Ümit Yaşar Oğuzcan Aşk Sözleri, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri 1000Kitap, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Unutamıyorum, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Güzel, Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri Facebook

Bu sayfada sizler için en güzel Ümit Yaşar Oğuzcan sözlerini hazırladık. Sayfadaki anlamlı Ümit Yaşar Oğuzcan sözlerini facebook, twitter ve whatsapp ile ya da kısa ile paylaşın.

EN ÜMİT YAŞAR OĞUZCAN SÖZLERİ

Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri
Ümit Yaşar Oğuzcan Sözleri

Manşet: Öyle bir gel demelisin ki, mesafeler anlamını yitirmeli.


Ben şair, sen baştan aşağı şiir.

Gökyüzü güneş olsa; sensiz karalıktayım.

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne?

Kendi içime eğildim bugün; yine seni buldum.

Ne vardı yaşamak ağır bir yük olmasaydı.

Ne zaman seni düşünsem, yalnızlığım aklıma gelir.

Bu kadar uzak olup, kalbimde uyuman ne tuhaf.

Kadındın, ama önce insan. Güzeldin, ama önce iyiydin.

Yoruldum, her bulduğum yerde seni kaybetmekten.

En ağır işçi benim; gün yirmi dört saat, seni düşünüyorum.

Ve deler sevgi dolu yüreğini sevgi bilmeyen bir kurşun.

Daha çok aldanacağız yaşadıkça. Anlaşana bu ilk aldanışımız değil.

Verdiğin bütün acılara dayanıyorsam; seni özlediğim içindir.

Bugün bütün iyi kalpliliğim üzerimde, cümle düşmanlarımı affettim.

Konuşacak birini bulmak kolay da, susacak birini bulmak zor.

Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir.

Denizlerim senin kıyılarında sakin. Bırak ellerim avuçlarında kalsın.
Nice güzellikler gördüm yeryüzünde, en güzeli bir sabah ellerinle uyanmak.

Dün bir fotoğrafta gözlerini gördüm. İki uzak yıldız gibiydiler, dalgın.

Sonra tren durdu, indik, yollarımız ayrı ayrıydı. Şimdi, o gün verdiğin yalnızlığı yaşıyorum.

Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var. Kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin.

Ayrılık diye bir şey yok. Bu bizim yalanımız. Sevmek var aslında, özlemek var, beklemek var.

Unutma ki her seven isimsiz bir kahramandır. Unutma ki insan; sevebildiği kadar insandır.

Boşuna değil pazarları sevmeyişim. Durup durup içimin kararması, gözlerimin dolması apansız boşuna değil.

Ben akıllı kadınları severim: düşünen, az konuşan, çok bilen. Her yerde, her zaman nazı çekilen.

Yalnız sen varsın beyaz gülüm, evde bahçede ve sokakta, bir eylül akşamı gördüğüm, o beyaz hayalsin uzakta.

Sevgimi anlamadığın ve ona saygı göstermediğin anda ölebilirim. Karşılık vermediğin anda değil.

Ve bu dünyaya aşk dolu şiirlerim kalsın seninle her yerde güzel, her zaman yeni istemem, sensiz hatırlamasınlar beni.

Kadrini, kıymetini bilmediğim hayali ile bahtiyar olmadığım otuz yıl arayıp bulmadığım geleceklerden af diliyorum.

Bütün yollar aşktan geçiyor, görüyor musun? Bir aşk çizgisi var her şeyden öte, o çizgiden başka bütün çizgiler aşkı tüketmede.

Bu nasıl sevgi böyle? Bu nasıl tutku? Bu nasıl özlem? Ne zaman gözlerini görsem bir çoğalıyorum, bir eksiliyorum.
Yağmalandı kalbim, ömrüm, her şeyim. Kurşuna dizdiler anılarımı, yenik düştüm bu savaşta neyleyim, bir mezar nasılsa işte öyleyim.

Sana şiirler okuyacağım, gitme güneşler doğacak yalnızlığımdan, sana bir ışık getireceğim büyük aydınlığımdan.

Şerefsiz ellerin şerefe kaldırdıkları şişeler, kadehler o cam kırıkları götürün, götürün bu aydınlıkları içimde güz başladı ilkbahar değil.

Yalan değil değiştiğim, yalan değil şimdi her şarkı beni ağlatır deli eden insanı zaman değil zamanı unutmamak kahirdir.

Bütün sevgililer, dostlar gitti bir sen kaldın kadınım beni terk etmeyen, batan gemilerin kaptanları gibi denizlerin ortasında ölümü bekleyen.

Oysa şimdi neredeyiz, neyiz bak her umut belirtisinden uzağız. O sevilmiş gözlerde saf ve berrak bir ayna bile yok bakacağımız.

İstemem ben bu ömrü, bu talihi istemem. Böyle durup durup senden ayrılmak varsa, orada bir mezar kazılır benim için ayrılığın nerede başlarsa.

Her şey güzeldi bir zaman, çok önce şehirler, insanlar, güneş deniz mutluluğumu görebilirdiniz çökmeseydi içime bu son gece.

Biraz kül, biraz duman. O benim işte Kerem misali yanan. O benim işte inanma gözlerine ben ben değilim. Beni sevdiğin zaman. O benim işte.

Bu kadar yürekten çağırma beni. Bir gece ansızın gelebilirim. Beni bekliyorsan, uyumamışsan, sevinçten kapında ölebilirim.

Ben nice ayrılıklar gördüm ömrümce kuşlar gördüm; kırılmış kolu, kanadı ayrı düşmüş sevdiğinden kuşlar gördüm hiç bir ayrılık bana bu kadar koymadı.

Kal dersen, dağlarca severim seni, bir deniz olurum ayaklarında, aşk bu özleyiş bu, hiç belli olmaz, kalbim duruverir dudaklarında.

Ben senin en çok sesini sevdim, buğulu çoğu zaman, taze bir ekmek gibi, önce aşka çağıran, sonra dinlendiren bana her zaman dost, her zaman sevgili.

Ben seni sevdim mi? Sevdim, kime ne tuttum, ta içime oturttum seni aldım, okşadım saçlarını, öptüm içtim yudum yudum güzelliğini.
Beni kör kuyularda merdivensiz bıraktın, denizler ortasında bak yelkensiz bıraktın, öylesine yıktın ki bütün inançlarımı; beni bensiz bıraktın; beni sensiz bıraktın.

Dinle sevdiğim, bu ayrılık saatidir. Dünya var olalı beri çirkin ve soğuk, erken içeceğimiz bir ilaç gibi. Tadı dudaklarımızda acımsı, buruk.

Hep böyle çocuksu mu bakar senin gözlerin? Hep böyle içinde uzak bir ışık mı yanar? Bakışlarında beni dinlendiren bir şey var; kıyısındaymış gibi en sakin denizlerin.

Yıkılmak, ezilmek her gün biraz daha dostlar değişiyor aldanmalar değil, aksimizden eser yok şimdi o sularda çirkin olan biziz, aynalar değil.

Bir ateşim yanarım, külüm yok dumanım yok sen yoksan. Mekânım belli değil, zamanım yok, fırtınalar içinde beni yalnız bırakma, benim senden başka sığınacak limanım yok.

Hadi gel, tut ellerimi, benimle yan benimle meydan oku her çaresizliğe benimle uyu, benimle uyan birlikte varalım on üçüncü aylara.

Hani hiç bitmeyecek sandığım güzellikler? Ne sevinçler, arzular ve neler vardı gitti. Kalakaldım ortada böyle ben param parça, her gelen yüreğimden bir şey kopardı gitti.

Her şey kurşuni bir renk almış, soğuk bozkırlardır uzayan önümüzde kime baksan o yüz; veremli, soluk tek mavi kalmamış gökyüzümüzde.

Gül biraz; bunca keder, bunca gözyaşı dinsin, gül biraz; şu gök kubbe kahkahanı işitsin. Her gidenin ardından koşmaya değmez hayat, gelecekleri bekle, gidecek varsın gitsin.

Tut ki iki noktayız, birbirinden uzak bir çizgiyle aramızı birleştiriyorum. Sonra bir ev yaparak çizgilerden içine seni yerleştiriyorum.

Aşk başlamadan bakışlarda korku olduğu zaman güzel birbirimize sezdirmemek. İçin çırpınış başkaları görmesin diye çabalayış gözlerim gözlerinin mavisine değdiği zaman.

Beklemenin korkunç zehri öldürmüyorsa beni; seni özlediğim içindir. Yaşıyorsam; içimde umut varsa, yine seni özlediğim içindir. Seni bunca özlemesem; bunca sevemezdim ki.

Bir gün gelir de unuturmuş insan en sevdiği hatıraları bile. Bari sen her gece yorgun sesiyle, saat on ikiyi vurduğu zaman, beni unutma. Çünkü ben her gece o saatlerde seni yaşar ve seni düşünürüm.

Bırakma beni sevdiğim, gidişine dayanamam. Hasret gözyaşlarımla kendimi avutamam. Dönerim dersin ama kadere inanmam. Bıraktığın anılarınla ben sensiz yaşayamam.