TOP OYNAYAN KEDİ MAĞAZASI-HONORE DE BALZAC

Guilamme ailesi, önceden beri süregelen gelenekte ama o sıralarda yok olmaya yüz tutmuş, müşterileri çekmek için dükkân yapılarına ilginç resimleri çizen anlayışa göre bir top oynayan kedi figürü çizilmiş eski bir yapıda yaşarlardı. Madam ve Mösyö Guilamme adeta paraya tapar, biriktirir ve çok da lükse düşkün olmayan insanlardı. Bu ailenin Augistie ve Virginie adında iki kızı vardı. Bu evde ayrıca dükkan işlerine bakan 3 tane de çırak vardır. Madam ve Mösyö Guilamme oldukça sert, disiplinlidir ki kızları ve çırakları adeta onların yanında rahat nefes bile alamaz. Bunun doğal sonucudur ki kızlar evde kalıp, dış dünyadan habersiz bir yaşantı sürmektedirler. Kızlardan küçük olanı Augustine 18, büyüğü de 28 yaşındadır. Günün birinde Theoder adında bir sanatçı ve ressam o dükkanın önünden geçer ve Augistini görür. Henüz genç, taze ve saf kızı gören ressam bu kıza aşık olur. Her gün dükkanın önüne gelir onu seyreder ve dükkanın tasvirini çizer. Kendisine olan ilgiyi fark eden Augistine de ona karşı boş değildir. Bu arada Mösyö ve Madam büyük kızlarını çırakları Lebas’la evlendirmek istemektedir. Bunu Mösyö özellikle ister çünkü kendisi de henüz bu dükkanda çırakken şimdiki karısının ailesi onu bu kadınla evlendirmiştir. O da şimdi aynı şeyi kendi çırağına yapmak ister. Ancak Lebas küçük kıza aşıktır. Baba onun kızına olan aşkını bildiğini ve onu evlendirmek istediğini söyler. Ancak ortada bir yanlış anlaşılma vardır. Babanın bahsettiği Virginie, çocuğun anladığı Augistine. Derken yanlış anlaşılma düzeltilir. Augistinin ressama aşık olduğunu öğrenen Lebas, Virginiyle evlenmeye karar verir. ama Augistinin ressamla evlenmesi sıkıntılıdır. Çünkü onu ressamla evlendirmek Mösyö ve Madam’ın ilkeleri dışında kalır. Ancak Mösyö’nün sahip olduğu şan ve şöhret, mal mülk ve İmparatordan kazandığı Baronluk onları bu evliliğe ikna eder. Böylece Lebas Virginiy’le, Theoder’de Augistine ile evlenir. Augistine ve Theoder’in evliliğinin ilk yılları adeta mutluluk yumağı gibidir. Ancak sonraları her şey değişmeye başlar. Çünkü kadın ve ressamın zevkleri doğal olarak uyuşmaz. Daha doğrusu kadın ressamı yüksek ruh olarak tanımlar. Ve kendisi bu ruhu anlayamayacak biridir. Kendisini cahil hisseder. Kadın aile yaşamında eve hapsedilmiş olup dünyadan bihaber olmasının cezasını çeker. Bu yüzden de kendini geliştirmeye, kitap okumaya başlar ancak kendisinde bir değişim duyumsayamaz. Ressamın hayran olup kendisine gittiği bir kadının yanına gider, kocasının sevgisini nasıl kazanacağı konusunda akıl ister. ancak işler yine düzelmez. Daha da berbat olur ve en sonunda 27 yaşında bu kadın hayata gözlerini yumar.